Genel Bakış
Borderlands: The Pre-Sequel, kronolojik olarak orijinal Borderlands ile Borderlands 2'nin tam ortasında yer alıyor ve bunu, serinin diğer oyunlarının asla denemediği bir şeyi yaparak başarıyor: Handsome Jack'i bir canavara dönüşmeden önce anlamanızı sağlıyor. Ekim 2014'te 2K Australia tarafından piyasaya sürülen oyun, oyuncuları oksijenin bir kaynak, yerçekiminin sadece bir öneri olduğu ve loot'un hiç bitmediği Pandora'nın uydusu Elpis'e bırakıyor.
Hikaye bir itiraf niteliğinde. Oynanabilir Vault Hunter karakterlerinden biri olan Athena, Crimson Raiders tarafından yakalandıktan sonra yaşadıklarını Lilith, Brick ve Mordecai'ye anlatıyor. Ardından gelen ise, Jack'i idealist bir Hyperion programcısından Borderlands 2'de savaştığımız o yara bere içindeki, güç delisi tiran haline getiren şaşırtıcı derecede derin bir köken hikayesi. Lilith'in Vault sembolünü onun yüzüne kazıdığı o an gerçekten çok etkileyici, çünkü oyun o noktaya gelene kadar saatlerce Jack'i neredeyse makul biri gibi göstermeyi başarıyor.

Oynanış ve mekanikler
Temel döngü tamamen Borderlands klasiği: düşmanları vur, prosedürel olarak oluşturulan silahları topla, level atla, skill point'lerini harca ve tekrarla. Ancak Elpis, oyunun ritmini önemli şekillerde değiştiriyor. Düşük yerçekimi, savaşlara Pandora'nın düz yüzeyinde asla olmayan dikey bir boyut katıyor. Oyuncular kendilerini havaya fırlatabilir, kısa bir süre süzülebilir ve Butt Slam adındaki, çarptığı alana hasar veren bir yer vuruşuyla yere çakılabilirler.

Pre-Sequel deneyimini tanımlayan temel mekanikler:
- Oz Kits, grenade-mod slotunun yerini alıyor ve jetpack hareketlerine güç veriyor
- Cryo elementi, düşmanları dondurarak parçalanmalarını sağlıyor
- Lazer silahları, standart silahların yanında yeni bir silah türü olarak ekleniyor
- Oksijen yönetimi, açık ay yüzeylerinde hafif bir hayatta kalma baskısı yaratıyor
- Dört oyunculu co-op desteği önceki oyunlardan devam ediyor
Oynanabilir karakter kadrosunda Athena, Wilhelm, Nisha, Claptrap, Timothy (Doppelganger) ve Aurelia Hammerlock bulunuyor. Her birinin kendine has bir skill tree'si var ve özellikle Claptrap, serideki diğer hiçbir karaktere benzemiyor; action skill'i, yetenek havuzundan rastgele etkiler çekiyor.
Dünya ve atmosfer
Elpis, Pandora'dan daha kısıtlı bir ortam olsa da 2K Australia bu kısıtlamayı çok iyi kullanıyor. Ayın kraterlerle dolu ıssız yüzeyi; Hyperion tesislerine, Dahl askeri kalıntılarına ve oyunun ana merkezi olan hurda şehri Concordia'ya ev sahipliği yapıyor. Pandora'nın cel-shaded kaosuna kıyasla azaltılmış renk paleti, hikayenin daha karanlık tonuna gerçekten çok yakışıyor.

Yan karakterler oldukça güçlü. Janey Springs, Concordia'daki hurda ticaretini neşeli bir verimlilikle yönetiyor, Moxxi her zamanki ahlaki açıdan esnek tavrını sergiliyor ve yapay zeka karakteri Felicity, oyunun hikayesi kişiliğini silmeye zorlamadan önce serinin en beklenmedik duygusal anlarından birini yaşatıyor. Colonel Tungsteena Zarpedon liderliğindeki Lost Legion, çoğu Borderlands kötü karakterine kıyasla çok daha ayakları yere basan bir düşman grubu.
İçerik ve tekrar oynanabilirlik
Ana oyun, kaç yan görevi tamamladığınıza bağlı olarak 20 ila 30 saat sürüyor ve serinin True Vault Hunter Mode'u, daha yüksek zorluk seviyesinde ikinci bir oynanış için geri dönüyor. Claptastic Voyage DLC'si, Claptrap'in bilinçaltında geçen tam bir kampanya ekliyor; kulağa geldiği kadar kaotik olan bu bölüm, paketteki en iyi içerik olarak kabul ediliyor.
Oyun; PC'de Steam ve Epic Games Store üzerinden, ayrıca PlayStation, Xbox, macOS, Android ve Borderlands Legendary Collection'ın bir parçası olarak Nintendo Switch'te mevcut. Switch versiyonu, Pre-Sequel'i Borderlands ve Borderlands 2 ile birleştirerek üç oyunu da arka arkaya oynamak için en taşınabilir yol haline getiriyor. Borderlands evreninin nasıl bir araya geldiğini anlamak isteyen co-op looter-shooter hayranları için Pre-Sequel, serinin ihtiyaç duyduğu o birleştirici doku olmaya devam ediyor.








