Genel Bakış
EA Black Box tarafından geliştirilen ve Kasım 2011'de piyasaya sürülen Need for Speed: The Run, arcade yarış formülünü serinin nadiren tekrar ziyaret ettiği bir yöne taşıyor. Temel olay örgüsü oldukça basit: Mafyaya büyük borcu olan Jack Rourke, San Francisco'daki Golden Gate Köprüsü'nden New York City'deki Empire State Binası'na kadar tüm Amerika kıtasını kapsayan, izinsiz bir yarışa katılıyor. Ödül, işin "havucu"; hayatta kalıp o ödülü almak ise asıl meydan okuma.
Yarış, Rourke'un ilerlemek için belirli bir sıralama yakalaması gereken etaplara bölünmüş durumda. Las Vegas'a varmadan ilk 150'ye giremezseniz, yarış sizin için biter. Bu yapı, oyunun temposunu diri tutuyor ve campaign moduna çoğu yarış oyununda görmediğimiz doğal bir tırmanış hissi katıyor. Polis kovalamacaları, mafya müdahaleleri ve rakip sürücüler aynı anda üzerinize gelerek, basit bir noktadan noktaya sürüşü adeta bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürüyor.
Oynanış ve mekanikler
The Run'daki sürüş deneyimi, arcade tarzının tam merkezinde yer alıyor. Arabalar yola sağlam tutunuyor ve tepkileri oldukça seri. Frostbite 2 motoru, yüksek hızlı dağ geçitleri ve buzlu virajlarda gerçek bir gerilim yaratacak kadar iyi bir fizik performansı sunuyor. Oyun, lastik aşınması veya yakıt yönetimi gibi detaylarla uğraşmıyor; odak noktası tamamen momentum, doğru konumlanma ve bir mafya tetikçisi tarafından yoldan çıkarılmamak.

Need for Speed: The Run content image
Öne çıkan oynanış özellikleri şunlar:
- Sıralama barajlı etap bazlı ilerleme
- Birden fazla bölgeyi kapsayan polis kovalamacaları
- Yaya olarak gerçekleştirilen quick-time event sekansları
- Yarış etapları boyunca açılabilir araba listesi
- Multiplayer challenge modları
Rourke'un hikaye anlarında arabadan indiği yaya sekansları, çıktığı dönemde karışık tepkiler almıştı. Bu bölümler kısa ve quick-time event'ler ile yönetiliyor, ancak yarış temposunu mekanik olmaktan ziyade sinematik bir şekilde bölmeyi başarıyorlar.

Need for Speed: The Run content image
Dünya ve atmosfer
Ülkeyi boydan boya geçen rota, oyunun en güçlü kozu. The Run; San Francisco'nun şehir karmaşasından Las Vegas dışındaki çöl otoyollarına, Rocky Dağları'ndaki geçitlerden Chicago ve New York'a yaklaşırken karşılaşılan yoğun şehir trafiğine kadar birbirinden farklı görsel bölgeler sunuyor. Her ortamın kendine has ışıklandırması ve hava durumu var; Frostbite 2 tüm bunları günümüzde bile oldukça iyi görünen bir detay seviyesiyle işliyor.
Hikaye çok derin olmasa da etapları birbirine bağlamak için yeterli. Jack'in yarış boyunca peşini bırakmayan mafya tetikçisi Marcus Blackwell ile olan çatışması, campaign moduna karşı yarışılacak sağlam bir antagonist katıyor. Rourke'un giriş ücretini karşılayan "fixer" Sam Harper ise hayatta kalma mücadelesinin ötesinde ikincil bir motivasyon katmanı oluşturuyor.

Need for Speed: The Run content image
The Run multiplayer için hala uygun mu?
The Run, oyuncuların doğrudan single-player campaign'den alınan etap bazlı challenge'larda rekabet edebileceği bir online multiplayer bileşeniyle geliyor. Mod, sekiz oyuncuya kadar destek veriyor ve performansları leaderboard'larda takip ediyor; bu da completionist oyuncular ve rekabetçi yarışçılar için hikaye bittikten sonra bile oyuna dönmek için harika bir sebep. EA'in o dönemdeki birçok NFS oyununda kullandığı sosyal karşılaştırma sistemi Autolog da burada entegre edilmiş durumda; arkadaşlarınızın sürelerini ve challenge bildirimlerini otomatik olarak karşınıza çıkarıyor.
Single-player campaign, ilk oynanışta yaklaşık iki ila üç saat sürüyor, bu da çoğu standart için oldukça kısa. Multiplayer modları ve time-attack tekrar oynanabilirliği bu süreyi uzatsa da, The Run her zaman açık dünya grind'ından ziyade odaklanmış bir deneyim üzerine inşa edilmiş bir oyun oldu.

Need for Speed: The Run content image
Teknik başarı
Frostbite 2, Battlefield 3'ten yeni çıkmış olan DICE'ın motoruydu ve EA Black Box, bu motor üzerine inşa edilen ilk dış stüdyolardan biriydi. Sonuç, aynı yılın çağdaşlarına göre gözle görülür şekilde daha keskin görünen bir yarış oyunu oldu. Çevresel yıkım, tüneller ve üst geçitlerdeki dinamik ışıklandırma ve yoğun şehir trafiği, dönemin donanımlarında ciddi bir takılma olmadan çalışıyordu. The Run; PlayStation 3, Xbox 360 ve PC'ye geldi; PC versiyonu ise daha yüksek çözünürlük çıkışı ve geliştirilmiş doku detayları sunuyordu.


